Türkiye’den Tebligat Geldiğinde Yurtdışında Yaşayanlar İçin Hukuki Yol Haritası

Yurt dışında yaşayan birçok kişi için Türkiye’den gelen bir mahkeme tebligatı, ister istemez bir belirsizlik ve endişe yaratır. Zarfı açtığınız anda karşınıza çıkan belgeyi yorumlamak kolay değildir; oysa bu bildirimler Türk hukukunda doğrudan hak ve yükümlülük doğuran işlemlerdir ve gecikme çoğu zaman telafisi zor sonuçlar doğurabilir.

Her tebligat bir davanın açıldığı anlamına gelmez; içerik dava dilekçesi, icra emri, duruşma günü, bilirkişi raporu, ifade çağrısı veya ara karar bildirimi olabilir. Bu nedenle ilk adım, metnin hangi hukuki işlemle ilgili olduğunu doğru tespit etmektir.

Tebligatı aldıktan sonra en kritik unsur sürelerdir. Türk usul hukukunda cevap verme, itiraz, delil sunma ya da istinaf gibi haklar belirli ve çoğu zaman kısa sürelerle sınırlıdır. Almanya, Avusturya veya İsviçre’de yaşayan kişiler açısından bu süreler daha da sıkıntılıdır; çünkü tebligatı anlamak, bir avukata ulaşmak ve noter veya konsoloslukta vekâletname düzenlemek çoğu zaman aynı süreye sığmaz. Bu nedenle tek başınıza yetiştirmeye çalışmak ciddi risk oluşturur.

Bu noktada avukat desteği hayati önem taşır. Bir avukat, süreniz dolmadan önce UYAP üzerinden ek süre talebi sunabilir ve vekâletnamenin belirli bir süre içinde geleceğini mahkemeye bildirebilir. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla iki ila dört haftayı bulan ek süreler tanır. Böylece süreyi kaçırmış sayılmazsınız ve davaya sağlıklı bir şekilde yanıt verme imkânı doğar.

Yurtdışında yaşayan kişiler açısından ayrıca tebligatın nasıl ve hangi makam üzerinden yapıldığı da önemlidir. Türk vatandaşı olan kişilere tebligat çoğunlukla Konsolosluk aracılığıyla iletilir; buna karşılık Türk vatandaşlığından çıkıp Mavi Kart sahibi olanlara tebligat bulundukları ülkenin Amtsgericht (yerel mahkeme) kanalıyla yapılır. Bu iki yöntemin usul kuralları farklıdır ve yapılacak küçük bir hata bile tebligatın geçersiz sayılmasına yol açabilir. Bu nedenle sürenin başlayıp başlamadığını doğru değerlendirmek için tebligatın usulüne uygunluğunun mutlaka bir avukat tarafından incelenmesi gerekir.

Tebligatı “görmezden gelmek” ise her zaman en hatalı tercihtir. Savunma yapılmadığında davalar çoğu zaman aleyhe sonuçlanır, ödeme emirleri kesinleşir, icra işlemleri başlar ya da ceza dosyalarında daha ağır yaptırımlar doğabilir. Oysa zamanında atılan küçük bir adım, tüm bu olumsuzlukları önleyebilir.

Vural & Demir Law & Consulting olarak yurtdışında yaşayan kişilerin Türkiye’den aldıkları tebligatlarda süreci ilk andan itibaren üstleniyor; tebligatın türünü ve usulüne uygunluğunu değerlendiriyor, süreleri hesaplıyor, gerekli durumlarda UYAP üzerinden ek süre talebi yapıyor ve davaya verilecek yanıtları hazırlayarak müvekkillerimizi tüm aşamalarda temsil ediyoruz.

Kısacası, Türkiye’den gelen bir tebligat panik sebebi değildir; doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabilir bir süreçtir. Size ulaşan bir tebligat varsa, hak kaybı yaşamamak için mümkün olan en kısa sürede profesyonel hukuki değerlendirme almanız en doğru adımdır.

VURAL & DEMİR

HEMEN İLETİŞİME GEÇİN

Avukatlık Hizmetine mi İhtiyacınız var ?